Fikrim firarda mahpusa sığmaz


Bu makale 2015-02-17 10:26:43 eklenmiştir.
Aktan USLU

Gerek ülkemiz gerekse dünyamızda son günlerde yaşanan insanlık suçları ile yoğrulduk. Tarsus’ta Özgecan’ın yaşadığı vahşet, “Ben insanım” diyen herkesin yüreğini, vicdanını sızlattı. Nihat Doğan ve emsalleri olan yaratıkların Özgecan cinayetine dair yaklaşım ve sorgulamaları kendilerini teşhir etmekten öteye bir şey ifade etmiyor…

İnsanım diyen her canlının canını acıtan vakalar sonrası yurdum insanının farklı yaklaşım ve çözüm önerileri sosyal medyada paylaşılıyor. Özgecan cinayeti sonrası idamı savunanlar, canilerin aynı şekilde öldürülmesini istiyor. Gerekçe her ne olursa olsun, bence idam olmamalı. Hatta bu gibi vahşi cinayetlere imza atan yaratıklar için, idam marifetiyle birlikte ölüm, bir kurtuluş aslında. Asıl “idam” edilmesi gereken Nihat Doğan ve benzeri yaratıkların söylem ve duruşlarıdır aslında. İdam cezası ola ki gelirse asıl kimler üzerinde uygulanacağı da ayrı bir tartışma konusu.

Özgecan cinayetinde siyasetin sorgulandığı ayrıntılara ise hak veriyorum. Önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı kılıklarına girip Başkanlığa soyunan, aslında her iki döneminde de Başkanlık yapan diktatör RTE’nin nefret ve öfke dilinin sokağa yansıyan dilidir bu. Meydanlardan, ölenlerin annesini kitlelere yuhalatan bir diktatörün başta olduğu ülkede, o söylem sonrası o diktatörü alkışlayan kitleler ve ötesinde Nihat Doğan emsali yaratıklar varsa, Özgecan cinayetlerinin ardı arkası gelmeyecektir. İdam edilmesi gereken bu duruş ve zihniyettir.

Bir diğer önemli ayrıntı ise Özgecan cinayeti sonrası da yaşanan ölüler, acılar üzerinden kutuplaşmadır…  Gerek ülkemiz gerek dünyamızda işlenen insanlık suçlarına maruz kalanlar için gösterilen tepki genellikle sınırlı sayıda kesim ile sınırlı kalmıştır. Son zamanlarda yaşanan insanlık suçlarında bir tek Özgecan cinayeti bu kadar geniş kesimi etrafında birleştirmiş, bir tek iktidar şakşakçısı yaratıklar tarafından mesele farklı boyutlara çekilmeye çalışılmış, onlar da bu tutum ve davranışları ile “insan”lıklarını teşhir etmişlerdir. Yine aynı cinayet sonrası gösterilen tepkilere göz attığımızda herkes bir diğerini, “Bir insanlık suçuna sessiz kalırken diğerine tepki göstermekle” itham etmiştir. Kutuplaşmanın ötesinde birbirinin değerlerine saygı duymayan bir toplum haline gelmeye de başladık.

**

Ve kaldı ki hala bir diktatör tarafından yönetildiğimizin farkında değil insanlar. “Hırsız, katil Erdoğan” sloganından ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla tutuklananlar gün geçtikçe artıyor. Bu arada sistemin tutuklama taktiğini çözdüm. Paylaşmak isterim. Gebze’de Buğra Aydoğan’ın söz konusu gerekçeyle tutuklandığı günün akşamı polisin ne yapıp ettiğine biraz daha alıcı gözle baktım. Yürüyüş güzergahının olduğu yöne konuşlandırılan TOMA ve neredeyse göstericiden fazla çevik kuvvet, o şu bu kuvvet vesaire marifetiyle yürüyüşçülere bir saldırı olacağı aşikardı. Burada sistemin taktiğini şöyle algıladım:

En büyük rahatsızlık o güzergahın kullanılması halinde Kent Meydanı’na yapılacak yürüyüşte kullanılacak paralel cadde üzerinde AKP Gebze İlçe Teşkilatı da vardı. Tam bu esnada kitlenin sloganlarını iktidar partisi aleyhine kullanması sistemi rahatsız etmişti. Önlemin iki gerekçesinden birisi oydu. İkinci gerekçe ise polisin başlatacağı saldırıda kitlenin savunmaya geçtiği esnada ola ki bir polisin burnu kanasa, parmağı uf olsa, bir esnafın işyerinin veya bir otomobilin camı tuza buza dönüşse sistem faturayı halka kesecek, en yüzsüz ve arsız haliyle halkın polise saldırdığını iddia edecekti. Ama halk sistemin o oyununa gelmedi. Yürüyüş güzergahının değişmesi ile birlikte polisin yaşadığı telaş, evlere şenlik bir hale geldi.

 

Kitle kent meydanına geldiğinde “Hırsız, katil Erdoğan” sloganı yine atıldı. İşte tam o esnada polis kamerasının sloganı ilk attırana daha fazla dikkat kesildiğine tanık oldum. Sistem bu süreçte nokta atışını tercih ediyor. Yürüyüşe katılan 100’ü aşkın kişinin tek tek tespit edilip Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretten savcılığa sevk edilmesi mümkünsüz. Kaldı ki ortada iddia ettikleri gibi ele avuca sığar bir delil de yok. Israrla bir diktatör olduğunu iddia ettiğim Recep Tayyip Erdoğan şahsında sistem insanları korkutarak, bastırarak, ceza evlerine yollayarak sözüm ona ıslah etmeye, toplumsal muhalefeti susturmaya çalışıyor ama nafile. Sözün özü ise Kocaeli Birleşik Haziran Hareketi’nin o akşamki yürüyüşte taşıdığı dövizin üzerinde yazıyor: Fikrim firarda mahpusa sığmaz!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN