Kanlı Oyunda İkinci Perde...


Bu makale 2014-12-08 22:05:23 eklenmiştir.
Seçkin BİLGİLİ

Demokratik açılım süreci, dönemin  başbakanı  tarafından  başlatılan,  Türkiye'de  insan

 

haklarına saygı, demokrasi, özgürlükler ve standartlarını geliştirmeyi amaçlayan bir projedir. 

 

Projenin bir diğer ismi de Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'dir. Dönemin İçişleri Bakanı Beşir 

 

Atalay projenin temel hedefinin demokratik standartların geliştirilmesi ve Türkiye'nin terörle 

 

sorunun bitirilmesi olduğunu ifade etmiştir. Erdoğan "Biz kısa vadede genelge yayınlayarak, 

 

orta vadede yasalar ve uzun vadede anayasa değişiklikleri yaparak gerekli adımları atacağız." 

 

demiştir.

 

Bu  süreç  2009  yılında  başlatıldı.  Sonrasında  neler  olduğunu  anımsarsak  açılım  sürecinin 

 

söylendiği şekilde yürüyüp yürümediğini daha iyi anlarız.

 

İlk  gelişme  bir  grup  PKK’linin  19  Ekim  2009’da  Habur  Sınır  Kapısından  girerek  teslim 

 

olmalarıydı. 

 

Ardından bir Anayasa değişikliği yapıldı. 12 Eylül 2010’da halkoyuna sunulan bu değişiklik 

 

Yetmez Ama Evet’çilerin  katılımı  ve  hükümetin  yoğun  propaganda  bombardımanıyla 

 

kabul  edildi.  Bu  süreçte  BDP  ve  Kürt  hareketinin  özel  bir  Evet  kampanyası  yürütmesi  de 

 

dikkatlerden kaçmamalı.

 

2008’de başlayan Ergenekon davasına yeni eklemeler yapıldı, Poyrazköy, Amirallere Suikast, 

 

Kafes Eylem  Planı, ÇYDD  (yasadışı  örgüte  yardım  ve  yataklık),  İrtica ile Mücadele Eylem 

 

Planı,  Odatv,  Adil  Yargılamayı  Etkileme,  Casusluk  davaları  açıldı  ve  açılan  davaların  bir 

 

kısmı birleştirildi.

 

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın  PKK ile  görüşmeleri  nedeniyle  başlatılan  soruşturma  yasa 

 

değişikliği ile kapatıldı.

 

Gezi  Direnişi  BDP’li  milletvekili  Sırrı Süreyya Önder’in  ağaçları  kesmeye  gelen 

 

iş  makinesinin  önünde  durmasıyla  başladı  ama  sonra  BDP  resmi  olarak  direnişçileri 

 

desteklemediğini açıkladı ve Sırrı Süreyya Önder dahil olmak üzere hiçbir BDP milletvekili 

 

ve yetkilisi ortalıkta görünmedi.

 

Dönemin başbakanı

 

Yıl: 2010

 

Biz PKK ile görüşmedik. Görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir...

 

Yıl: 2011

 

Terör örgütü PKK ile biz görüşmedik. Devlet görüştü...

 

Yıl: 2012

 

PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim. Sıkıntısı olan bana söylesin...

 

Yıl: 2013

 

''Bak  bugün  Bigadiç'te  bu  açılışları  yapıyoruz,  ama  bir  taraftan  da  çözüm  sürecine 

 

odaklanmışız. Niye? Terörü  bitirelim,  kan  dursun, analar ağlamasın  biz  bunu istiyoruz, ama 

 

samimi istiyoruz'' 

 

Dedi.

 

Analar  ağlamasın  deyince  özellikle  akan  sular  durdu.  Hep  söyledik  “Halkın  en  yoksul 

 

çocukları  öldürüldü  yıllarca.  Yalıdan  ya  da  ağanın  konağından  çıkan  asker  ya  da  gerilla 

 

cenazesi gördünüz mü?  Durdurun artık akan kanı” diye kendimizi parçaladık. 

 

Açılım sürecinde hükümete en çok destek Kürt halkının temsilcisi, sözcüsü olma iddiasındaki 

 

siyasi  yapılardan  geldi.  Hükümetin  attığı  her  adıma  koşulsuz  destek  verdiler.  Onları 

 

da  uyardık  zamanında.  Başlatılan  süreç  çözüm  içermiyor,  kullanılacak  ve  bir  kenara 

 

atılacaksınız. Rüşvete prim vermeyin. Faşistlikle ırkçılıkla suçlandığımız bile oldu.

 

Fransa’da  Sakine Cansız  ve  üç  arkadaşı  hükümetin  başlattığı  açılıma  karşı  çıktıkları  ve 

 

hükümet tarafından kullanıldıklarını söyledikleri için infaz edildi. 

 

Cumhurbaşkanlığı  seçiminde  zaten  doğru  olmayan  çatı  adayının  önünü  biraz  daha  kesmek 

 

için aday çıkarıldı. Seçim propagandası sırasında HDP adayı Gezi Direnişi ruhunu sahiplendi. 

 

Sonuçta  zaten  var  olan  oyuna  bir  de  saz  çalmasından  etkilenen  solcuları  ekleyerek  hatırı 

 

sayılır  miktarda  oy  aldı.  Görevini  de  yemin  töreni  için  gelen  RTE’yi  ayakta  alkışlayarak 

 

tamamladı.

 

Dünya  Barış  Günü  etkinlikleri  kapsamında  HDK  tarafından  düzenlenen  bir  söyleşide 

 

konuşmacılara “Açılım süreci gerçekten demokratik bir açılım mı getiriyor, yoksa hükümetin 

 

icraatlarını  destekleme  karşılığında  verilen  bir  rüşvet  mi”  soruma  verilen  yanıt  gerçekten 

 

düşündürücüydü.  Hem  süreci  hem  de  Kürt  toplumunun  sözcüsü  olma  iddiasındaki  yapıları 

 

düşünmemizi zorluyordu: Rüşvet olmaktan çıkarmak için herkese, her kesime düşen görevler 

 

yerine getirilirse, gerçekten demokratik bir açılım sağlayabilir.

 

13  Ekim’de  Özgür Gündem  ve  Azadiya Welat  gazetelerini  dağıtan  gazete  görevlisi  46 

 

yaşındaki Kadri Bağdu öldürüldü.

 

Demokratik açılım  sürecinde PKK  silah  bırakmadı, TSK  ve  polis  operasyonlara  devam etti. 

 

Son  olarak  da Hakkari Yüksekova’da  çarşıya  çıkan  biri  uzman  çavuş  üç  asker  öldürüldü. 

 

HDP  bir  açıklama  yaptı:  23  Ekim'de  Kağızman'da  3  HPG  gerillasının  infaz  edilmesinden 

 

sonra bugün de Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 3 asker öldürüldü.

 

Demokratik  açılım  süreci  ölü  doğmuştur  ve  özellikle  son  olaylarla  bitirildiği  ortadadır. 

 

Hükümet Kobane direnişi sırasında Kürt halkına yönelik tavrını göstermiştir. 

 

Yeniden  alevlenecek  çatışmalar,  operasyonlar  yolda.  Emperyalizm  Orta  Doğu’da  barış 

 

istemiyor.

 

Unutmayın kuklaların iradesi yoktur, kuklacı ipi çeker ve kukla dans eder.

 

Saygıyla...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN