Yüz Karası Değil Ekmek Parası...


Bu makale 2014-12-08 22:06:55 eklenmiştir.
Seçkin BİLGİLİ

İkisi de işten çıktı. İkisi de yorulmuştu. İkisi de kirlenmişti. Bir an önce evlerine gitmek eşleri 

 

ve çocuklarıyla kucaklaşmak ve sofraya oturmak istiyordu. Dışarı çıktılar. Hava kararmıştı. 

 

“Hava da ne çabuk kararmaya başladı” diye düşündüler. İkisi de kendilerini eve götürecek 

 

araca bindi. Sabah evden çıkarken eşleri sipariş vermişti. Eve gitmeden almak lazımdı. 

 

Sokağın başında indi birincisi servisten. Bakkala girdi, iki ekmek, en küçüğünden bir yoğurt, 

 

bir paket ucuz sigara ve küçük kıza bir gofret aldı. Eve girdi. Kızlarını kucaklamadan banyoya 

 

gitti. Şofbenin tüpü bitmişti. Ocakta ısıtılmış suyu büyük kızı döktü elini yüzünü yıkadı. 

 

Simsiyah bir su aktı. Tertemiz elleri ve yüzüyle girdi salona öyle sarıldı kızlarına. “Bugün de 

 

sağ salim geldik, yarına Allah kerim. Yarın şofbene tüp alın. Tüpçü Salih’e söyle aybaşında 

 

veririm parasını” dedi. Sofraya oturdu.

 

Diğeri cebinden listeyi çıkardı, yardımcısına “Listedeki her şey alındı mı? Hanımla papaz 

 

etmeyin beni” dedi. Koruma “Listedeki her şey alındı. Bagajda. Yalnız küçük hanımın istediği 

 

çikolata yalnızca X Patisserie’de varmış. Yolumuzun üstünde, oradan alacağız.” Çikolatayı 

 

da alıp eve gittiler. Koruma kapıyı açtı. İndi arabadan. Yardımcısı bagajdan paketleri aldı 

 

kapıdan bıraktı. Küçük kızı çikolata paketini aldı ve yardımcıya dönüp, ayağını hırsla yere 

 

vurdu “Ben bundan istemedim ki. Paketi yeşil olandan istiyordum ben. Bir işi de doğru dürüst 

 

yapsan olmaz mı?” dedi. Evdekilerle konuşmadan banyoya gitti. Duşun altına girdi. Beyaz bir 

 

su aktı gitti. Yemek odasına girerken “Gene elli tane telefon ettirdiler, beyefendinin oğlu bile 

 

aradı, hayır diyemedim” dedi. Sofraya oturdu.

 

İkisi de aynı anda duydu haberi. Madende su baskını olmuş ve madenciler mahsur kalmıştı. 

 

Birincisi hemen sofradan kalktı. Giyindi ve “Benim ocak bu. Arkadaşların bana ihtiyacı var”. 

 

Koşarak madene gitti. Diğeri “Gene maden, gene kaza... Yemeyin kardeşim yemeğinizi 

 

madende siz de. Değiştir kızım şu kanalı. İçimiz karardı, hiç değilse yemek bitene kadar rahat 

 

edelim”. Ellerinden damlayan kan çorbasına karışıyor, hiç kimse görmüyordu.

 

Bu yılın ilk dokuz ayında ve resmi rakamlara göre 1.414 (bindörtyüzondört) işçi iş 

 

kazalarında yaşamını yitirdi. Bu sayı size çok mu geldi? Bunlara ne diyeceksiniz peki?

 

• TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre Türkiye’de her saat 80 iş kazası 

 

oluyor.

 

• Her on iş kazasından yalnızca biri SGK kayıtlarına geçiyor. Bu da bize Türkiye’deki 

 

kayıt dışı çalışma boyutları hakkında bir fikir vermektedir.

 

• 2002 yılında iş cinayetlerinde yaşamını kaybeden işçi sayısı 7 bin civarında. Bu rakam 

 

SGK kayıtlarına 700 civarında yansıtılmıştır.

 

• 2002-2005 arasında kayıtlı iş cinayeti ortalaması 898 iken 2006-2012 yıllarında 

 

bu sayı bin 223’e ulaşmıştır. (Bu sayılar SGK verileridir. TÜİK verileriyle 

 

orantıladığınızda durum çok daha korkunç bir hal almaktadır.)

 

• DİSK’in yaptığı bir araştırmaya göre AKP hükümetleri döneminde resmi rakamlarla 

 

11 bin 282 işçi iş cinayeti kurbanı. Ancak kayıtdışı iş kazalarının oranları dikkate 

 

alındığında ölenlerin sayısının onbinlerle ifade edilmesi gerektiği açıktır.

 

Çalışma Bakanı Faruk Çelik cumhurbaşkanı RTE'nin yerin 800 metre altına inen işçinin 

 

asgari ücretle işe başlatılmasının doğru olmadığını söylediğini, durumun düzeltilmesi için 

 

gerekenlerin yapılması yolunda talimat verdiğini söyledi. İş koşullarında iyileştirmeler 

 

yapıldığını ifade etti. Bu arada bir de itirafta bulundu alınana önlemlerin uygulama 

 

aşamasında işverenlerin 50 kişiye telefon ettirdiklerini, araya hatırı sayılır kişiler koyduklarını 

 

da söyledi.

 

Sinirden kanepeden zıplayarak kalktım. Bu sözleri 12 yıl boyunca iktidar olan partinin 12 

 

yıl boyunca başbakan olan eski genel başkanı söylüyor, o partinin halen görevdeki bakanı da 

 

çalışma başlatılacağını belirtiyor.

 

Neyin çalışması? Hangi durumun düzeltilmesi? Soma'daki resmi 301 gayrıresmi binin 

 

üzerindeki ölümün de, Karaman'da 18 işçinin mahsur kalmasının da sorumlusu sizsiniz. O 

 

sayın(!) bakan 2014'te 1414 işçinin iş kazalarında öldüğünü biliyor mu acaba? Bu ölümlerin 

 

en büyük sorumlusunun taşeron sistemi olduğunu, taşeron sisteminin son 12 yılda zehirli bir 

 

sarmaşık gibi tüm iş kollarını ama en çok da maden iş kolunu sardığını biliyor mu acaba? 

 

Bilmiyorsa o koltuğa sırf kırmızı plaka için mi oturdu?

 

Soma yangını sönmedi daha... Hala o koltukta hangi yüzle oturuyorlar? İş yasalarındaki, 

 

çalışma yaşamındaki işçi aleyhine olan düzenlemeleri ben mi yaptım?

 

Katildiniz, katilsiniz ve katil kalacaksınız.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN