Bir Odası Bin Yaşam Odası Ediyorsa Bu Soru Kaç Tokat Eder?


Bu makale 2014-12-08 22:07:39 eklenmiştir.
Seçkin BİLGİLİ

1 Kasım günü Kocaeli’ndeki acar gazeteci kardeşim Erhan Altıparmak’ın haber sitesi 

 

www.hizlimuhabir.com adlı internet sitesinde bir haber okudum. Zonguldak’taki bir maden 

 

bölgesine Kozlu’ya ilişkin bir haber... Habere göre Kozlu’nun altında Karadeniz’in içlerine 

 

kadar uzanan ve eksi 485 ve 630 kotlarına kadar inen taşkömürü galerileri var. Bu galeriler 

 

Karadeniz’in bin 250 metre açığına kadar ulaşacak. Yani madenin üstünde koskoca Karadeniz 

 

bulunuyor.

 

Türkiye’de deniz altında kömür üretimi yapılan tek yer Türkiye Taşkömürü Kurumu Kozlu 

 

Müessesesi. Müessese müdürünün açıklamasına göre deniz altında çalışmalar 1980 yılında 

 

başlamış. Daha yıllarca da sürecek. Kozlu’da bir kez olsun su baskını yaşanmamış. 

 

TTK devlet kurumu ve madencilik konusunda uzman... TTK ocaklarında da kazalar, iş 

 

cinayetleri oluyor elbette ama su baskını ile ilgili tüm önlemler alınmış olduğu ve titizlikle 

 

kontrol edildiği için su baskını hiç yaşanmamış. Söylemek istediğim de bu. 

 

Etkili önlemler alınırsa, 

 

Yetkililer bu önlemleri titizlikle kontrol eder ve uyulmasını sağlarsa,

 

Maden işletmecileri sorumluluklarını birkaç lira kara tercih etmezse, 

 

Tercihini yanlış yönde kullanan işletmeci cezadan kurtulmak için araya elli hatırı sayılır kişi 

 

sokmazsa,

 

Araya hatırı sayılı kişiler sokulsa bile yaptırımlar kesin bir keskinlikle uygulanırsa,

 

İnsan yaşamının her şeyin üstünde olduğu anlayışı yerleşirse,

 

İş kazaları görüntüsü altındaki işçi katliamlarına bir dur denebilir.

 

Yalnızca madenlerde ölmüyor işçiler. 

 

Freni tutmayan, bakımı yapılmamış, muayeneye sokulsa trafikten men edilecek servis 

 

araçlarında ölüyorlar. 

 

Yapımı süren inşaatlarda düşen asansörlerde ölüyor.

 

Şantiyeye kurulmuş çadırlarda çıkan yangınlarda ölüyor.

 

Sel baskını sırasında kapısı kilitli kalan depolarda, servis araçlarında ölüyor.

 

Kaynak yapılırken patlayan gemi kazanlarında ölüyor.

 

Kot pantolonu taşlarken çıkan taş tozu nedeniyle silikozis hastalığından ölüyor.

 

2002-2014 yılları arasında iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı 11 bin 282... 

 

Sayı, dile bile kolay olmayan çok büyük bir sayı. İşin asıl mide bulandırıcı kısmı ise bu 

 

ölümlerin sorumluları hala koltuklarındalar. Alınlarındaki kara leke, ellerindeki kanla dünya 

 

lideri olma iddiaları sürüyor. 

 

Madenlere yaşam odası yapılması konusunda kanun teklifi CHP’li milletvekillerinden geldi 

 

ve dünya liderine biat eden AKP’liler tarafından reddedildi. Geçen hafta Ermenek’te yaşanan 

 

göçükten sonra cumhurbaşbakanı “Devlet hesabını sorsun”, çalışma bakanı ise “Böyle 

 

madenler kapatılmalı” açıklamaları yapıyorlar. 

 

Katliam bölgesine gidince cumhurbaşbakanı 5 bin polisle önlem alınıyor, beyefendinin 

 

ayakları çamura değmesin diye yerlere mıcır dökülüyor, alan boşaltılıyor ve üstüne üstlük 

 

kurtarma çalışmalarına ara veriliyor.

 

Utanmazın biri kalkıyor “doğal afet” diyor madendeki göçük ve su baskınına.

 

12 yıldır iktidarda olduklarını unutmuş, muhalefet lideri gibi eleştiriler yapıyor Çalışma 

 

Bakanı. 

 

Ermenek’teki madende yaşanan su baskını üzerinden 6 gün geçti. Hala çıkarılmış bir işçi yok. 

 

Umutlar tükeniyor. 

 

5 Ağustos 2010’da bir Güney Amerika ülkesi olan Şili’de yaşanan maden kazasını 

 

anımsadınız mı? 33 madenci mahsur kalmıştı ve yaşam odası sayesinde 69 gün süren 

 

kurtarma çalışmaları sırasında hepsi hayatta kalmıştı. 

 

O tarihte bir yetkili, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer “Böyle bir 

 

kaza bizde olsaydı üç –rakamla 3- günde çıkarırdık” demişti. Altı gün geçti sayın yetkililer. 

 

Bırakın kurtarmayı sağlıklı bir açıklama bile yapılmıyor.

 

Soma’da ölen madencilerin yakınlarına paralar verilmişti, evler verilmişti, hayatta kalanlara 

 

iş ve güvenlik sözü verilmişti. Madenci yakınları yerlerde tekmelendi, “Niye kaçıyorsun ulan 

 

İsrail dölü” sözleri ile tokatlandı. 

 

Ermenek’te protesto edilmemek için çalışma alanı boşaltıldı. Çünkü biri kalkıp “Bir odası 

 

bin yaşam odası eden AK Sarayı yaptırdın, oraya da taşındın. Peki, orada vicdanın rahat 

 

oturabiliyor musun?” diye sorabilirdi. 

 

AK Sarayın bir odası bin yaşam odası ediyorsa bu soru kaç tokat eder?

 

Saygıyla...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN