İşte Kuzey Ormanları Savunması...


Bu makale 2014-12-12 12:06:37 eklenmiştir.
Erkut GÜZEL

Gezi olaylarının ardından yaşanan geri çekilme duygusu insanın kendi eleştiri becerileriyle başının derde girmesine sebebiyet veriyor. çünkü bu beceri sayesinde "bağlantı içerisinde olmak" ve "bir şeyin parçası olmak" duygusunun yitimine sebep olduğumuzu düşünüyoruz. Bu yüzden bir kaç yıldır tanıdığımız bir çok insanın gözlemci rolüne soyunduğunu, güya komik şeylerle vakit geçirdiğini, eleştiriyi ise inci capslere devrettiğini görüyoruz. Bu durum moralimizi bozmakta, ve çelişkilerin yükünü taşıma işini ise akademik odalara, avukatlara devretmemizi sağlamaktadır.

 

İşte Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması’nın Marmara'yı Savun adı altında örgütlemeye çalıştığı miting tam böylesi bir dönemde yeni heyecanlara yol açmıştır. Bende bu heyecana erişim ve bu heyecanda pay sahibi olma güdüsüyle yanyana gelen, ilimizdeki en acil iki çevre sorununa tepkisini ortaya koyan insanlar topluluğun bir üyesiyim. 

Kurgulanmış bir yapıdan uzak, öz-belirlenime dayalı yeni bir güç bileşkesinin parçası olma heyecanı; katlanılmaz bir bir can sıkıntısına, yabancılaşmış bir "ben" yaşantısına, felç edici isteksizliklerime, depresif ruh halime ve dozunu artırmaya başladığım tüketici olma halime bir ket vurmamı sağladı. İşte tamda bu yüzden kendimi borçlu hissediyor ve toplumsal bedenin, el koyma, rantlaştırma, metalaştırma ve temsil yoluyla kendisinden alınmış olan kudretlerini yeniden temellük edebileceği bir ağ hareketinin parçası olarak "kent savunması girişimi"ne dönük bir kaç sorunsala dikkat çekmek istiyorum.

 

Devletin şirketleştiği ve kamusal alanın-olanın çözülüp gittiği bir zaman diliminde, çevrenin metalaştırılmasına karşı verilecek mücadele önemli ancak sorunsallık taşımaktadır. Sorunsaldır, çünkü üretim ilişkilerinden bağımsız ve doğası gereği tamamen muhafazakar olan "doğa sever" bir ortak alanlar imgesi önerme riski taşır. Sermayenin kırsalları, ormanı, suyu ele geçirme hamlelerini sadece köyümüze bir özlem duygusu yada "ağacında bir canı var" duygusuyla ele almamalıyız, konuyu mülkiyet tartışmaları çerçevesinde de düşünmeliyiz.

 

Eylem biçimlerimiz de önemli sorunsallıklar taşımaktadır. Kalabalığı yabancılaştıran, kişiyi yabancı "ben"e çeviren, gerçek olmayan becerileriyle aktarım sağlayıp, yansıtmalı özdeşim kurma girişimlerinde bulunan eylem abileri-ablalarının temsil oluşturma gayretleri öz-belirlenimi engellemektedir. Yaratıcılık açısından daha verimli eylemler yaparken eylemlerimiz aynı zamanda nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruzun ipuçlarını vermelidir.

 

Bu kısa alanda sadece bu iki konuya değinebiliyorum. Bir sonraki yazıya kadar neşemiz daim olsun...

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN