Lastik-İş’e borçluyuz!


Bu makale 2014-12-08 14:56:12 eklenmiştir.
Gönül EFE

Haberi ilk aldığımda gözümün önüne gelen tek kare; birbiriyle kucaklaşan işçiler ve aileleri oldu.

Onların yaşadığı mutluluğu tasavvur etmekten başka bir şey düşünmedim.

Onların adına gerçekten sevinç hissettim.

Dile kolay;

Sağlıktan eğitime, sanayiden kamu kuruluşlarına kadar her yerde taşeronlaşma adım adım ilerlerken onlar taşeron işçileri olarak fabrikanın kadrolu işçisi sıfatına kavuştu.

Taşeronlaşma tam olarak tersine işledi.

Bu bir devrimdir.

“Böyle şey olur mu?” demeyin, oldu.

Lastik-İş Sendikası öyle bir fırsatı değerlendirdi ki, düşman çatlatacak türden, tüm Türkiye’ye hatta dünyaya örnek olacak cinsten.

 

Sendikaların en büyük sloganıdır; Eşit işe, eşit ücret.

İşte Brisa Fabrikası’nda taşeron olarak çalışan yaklaşık 500 işçinin de kaderine işlenen tam olarak bu oldu.

Belki hayata geçmesi zaman alacak fakat yüzlerindeki mutluluğu ve umudu hiçbir şeye değişilmeyecek.

 

Taşeron firmalar üzerinden fabrikada çalışan bu emekçiler, verdikleri emeğin karşılığını tam olarak alamıyorlardı.

Çünkü aracı firma onların üzerinden para kazanıyor, haliyle kazançlarının bir kısmı da onlara gidiyordu.

Fazla mesaileri işverenlerinin keyfine kalmış, sosyal haklardan mahrum, ‘ikramiye’ diye bir şeyin varlığından sadece kadrolu işçiler sayesinde haberdardılar.

İnsani muameleyi ne kadar gördükleri ise tartışmanın ucu bucağı olmayan noktasıydı.

Muhatapları ise asla fabrikanın kendisi değildi.

İşkollarına göre farklı sendikalara üye oldular.

Lakin örgütlü olmanın her zaman güçlü olmak anlamına gelmediğini de bu yolla öğrendiler.

Güçlü değillerdi.

Bağlı bulundukları işkollarındaki sendikaların çoğunluk sorunu vardı ve toplu iş sözleşmesi yapabilecek yetkileri doğmuyordu. Sendikalı ama kazançsız örgütlülük yaşıyorlardı.

Çeşitli yollar denendi, sonuç olarak işçilerin sahipsiz bırakılmalarına, kapı dışarı edilmelerine neden olacak adımlar atılmak üzereydi.

 

Bu noktada “Yaptırım gücü ne kadar varsa o kadar başarılı olunur. Bizim yaptırım gücümüz var” diyecek kadar iddialı olan bir genel başkan sürece dahil oldu.

Fabrikada yaklaşık 2 bin işçinin örgütlü olduğu, bu zamana kadar işçi adına yaptıkları çalışmalarla hep göz önünde olan ve “Köleliği kabul etmiyoruz” diyerek taşeronlaşmanın karşısında duran Lastik-İş Sendikası devreye girdi.

Kendilerine üye olmasalar bile işçileri yalnız bırakmadı. Taşeron emekçilerinin içinde bulunduğu duruma seyirci kalmadı.

“Bu ülkede zaten en büyük sıkıntı taşeronlaşma. Müteahhit kazanacağına işçi kazansın” dedi.

Üretimden gelen örgütlü gücünü kullanarak işverenle masaya oturdu. İsteklerini ve önerilerini ortaya koydu.

İşçilerin performanslarının artacağına ve fabrikaya kazandıracaklarına değindi.

Neticede taşeron firmaya ödenen paranın işçilerin maaşlarına ve haklarına yansıtılması fabrikaya ek mali yük de getirmeyecekti. Aksine çalışma koşulları iyileştirilmiş ve maaşı yükseltilmiş işçilerin daha özverili çalışacağı gün gibi ortadaydı.

Herhangi bir kayıp yaşamayacak olan işveren de sendika genel başkanı Abdullah Karacan’ın taleplerine sıcak baktı, iyi niyet sergiledi ve bu süreç masada çözüldü.

5 farklı taşeron firma üzerinden fabrikada çalışan yaklaşık 500 işçi hem fabrikanın kadrosuna alındı, hem de Lastik-İş Sendikası’nın kanatları altına girdi.

Fabrikanın kapıları müteahhitlere tekrar açılmamak üzere kapandı.

Ciddi sayıda üye sayısını arttıran sendika da bu durumdan kazançlı çıktı. Gücüne güç, gelirine gelir kattı.

Bir krizi fırsata çevirmeyi başardı.

İşçi de, işveren de, Lastik-İş de memnun kaldı.

Bir tek taşeron firmalar kendilerince kayıp yaşadı. Fakat en başında taşeronlaşma zaten emeğe haksızlıktı, kendileri ve aileleri dışında onlara üzülen olduğunu da sanmıyorum.

 

Bugün 1 Aralık ve işçiler için dönüm noktası.

Bugünden itibaren onlar fabrikanın kadrolu işçisi. Ocak ayından itibaren de toplu iş sözleşmesi görüşmeleri başlayacak.

Maaşları artacak, süreç içerisinde de kadrolu diğer işçilere yakın maaş almalarını sağlayan gelişmelere tanık olacaklar.

Bu dengenin de zaman içinde sağlanacağına inanıyorum.

 

İş yaşamında son yıllarda yaşanan en güzel gelişme budur.

Taşeronlaşmanın önüne çıkacak ve belki de hükümetin bu konuda atacağı yeni adımlara büyük örnek teşkil edecek bu çalışma nedeniyle Lastik-İş Sendikası’na ve genel başkanı Abdullah Karacan’a herkesin minnet borçlu olduğunu düşünüyorum.

Karacan ve ekibi tüm işçilere, çalışanlara, taşeronlaşma adı altında ezilen çoğunluğa umut oldu.

Dilerim anti-taşeronlaşma uygulaması diğer fabrikalara, hatta sektörlere de sıçrar ve yeniden emeğin saygı gördüğü, emekçinin takdir edildiği iş ortamlarına kavuşuruz.

Sayın Karacan’ın da dediği gibi “Söylem değil, eylem zamanı”

Eşitlik herkesin hakkı.



Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN