Sevgiliye gidilen yolun adıdıdr Şeb-î Arus


Bu makale 2014-12-17 10:54:30 eklenmiştir.
Ferhan KIRÇİÇEK AŞAR

 

Öncelikle belirtmek de yarar görüyorum,

Amacım, Hz. Mevlâna'ya yönelenleri aynı eşitlikte Şems-i Tebrizi'ye de yöneltmek olsa da, Tabii ki bunu bir yazı ile ya da paylaşım ile değil ben, kimse yapamaz. 

Çünkü temel, baştan Hz. Mevlâna üzerine kurulunca, Şems-i Tebrizi (yazık ki) sadece basamak görevi gören, üzerine basılıp çıkıldıktan sonra unutulan bir varlık olarak görülmüştür.


Görülen o ki çoğu kimselerce olmasa da, bazı kimselerin davranışları bu minvalde dönüyor. Bununla beraber bir çıkış noktası biriktirdim, okudum araştırdım, 

Bildiklerimi imtina ile gözden geçirdim, elemedim, ekledim.Ve vakit olarak da bugünü, Şeb-i Arûs'u bekledim.

''Ölmeden ölünüz'' diyerek nefsimizin bizi değil, bizim nefsimizi esir almamızı söylemiştir Hz.Mevlâna.


Hz. Mevlâna hayatının ilk döneminde (kendisine mânâ bilimleri kapısı açılmadan evvel)

 İlim, ahlâk, İslâm ve de ibadetlere olan sadakati ile mütevazı, herkesçe sevilen, hoş görünün

en mükemmel seviyesine ulaşmış, sabır ile sükûtu birbirinden ayırmadan, birbirine karıştırmadan,

ikisini nerede ne zaman kullanacağını gayet iyi bilen, duruşu ile kendisine hayran bırakan,

Anne babasına saygılı, evlatlarına adaletli, eş ve dostlarına ise son derece sadakatle bağlı kalan;

bu bağlılığa örnek teşkil eden birisidir.


Gelmiş geçmiş en büyük din bilgini adamı unvanını almış, dünyada geniş kitlelerce tanınmış,

saygın, insanlığın ve de hoşgörünün temsili adı olmuştur Mevlâna Celâleddîn-î Rumî.


Öyle ki; medresesinde sadece Müslümanlar değil, 

Gayrimüslimlerin de dolup taştığı bir insan topluluğuna sahipti dergâhı. 

Bu kadar sözü dinlenen ve de gönülden sevilen bu mübarek zatın (mana âlemindeki

eksikliğinin) tamamlanmasına vesile olacak bir şeyin eksik bırakılması şaşılacak şeydi.

 Peki, neydi o eksiklik?

 Maddiyat mı?

 Hayır!

 Belki de bir şey eksikti, bu eksikliği o da bilmiyordu henüz, düşünmüş müydü bilinmez,

 Lâkin Hz.Mevlâna'da  Allah’ın asıl görmek istediği şey, 

Hz Mevlâna’nın mânâ sahnesindeki o çığırı artık açılmasıydı. 

Evet, bir çığır açılma vakti gelmişti ve o kapı aralanmaya başlamıştı bile. 


Bir nevi infilak etmeliydi, yüreğindeki maddi âlemden mânâ âlemine geçiş yaptıracak büyük ateşin kıvılcımları sarmalıydı en başta, sonrasında ise o alevler birer ateşten gömlek halinialacaktı ama nasıl?

 Gâybı Allah bilebilir lâkin eğer Yüce Allah-ü Tealâ bir Kul’un gönlüne (hele ki ilim irfanda kendi

istediği mertebeye ulaşmış bir kul ise) öyle bir ateş düşürür,

 Ona irşad edecek bir ışık huzmesi yakar ki, bu yanma diğer yanmalara benzemez.

 Bir gün, Hz Şems’i yetiştiren ünlü ulemalardan birisi mükemmel mânâ talebesi olan

müridlerine der ki(;)

 “Diyarı Rum’da Celâleddin isminde bir zatın irşad (doğru yola (sevk eden)/edilen.)edilmesi murad edildi hanginiz talipsiniz?” dedi. 

Hz.Şems sağ elini kalbinin üzerine koyarak, boynunu sola doğru eğerek sustu, 

''talibim'' kelimesini bile söylemedi. 

Bu O hiç görmediği tanımadığı adama başını/canınıbağışlamıştı bile o gün, o vakit de.


Hocası, “Sen anladın, bu işin sonunda başını vermek var” dedi.

 Halk dilinde buna her ne kadar tesadüf dense de biz Mesnevi okuyucuları buna tevâfuk

diyoruz. Tevâfuk, akl-i selîm olanlara, "perde arkasında birinin olduğunu" gösterir.

 İlâhi bir elin değmesi gibidir insanın sırtına ve bu da ancak Yüce Yaradan tarafından sağlanır.

 Çünkü insani rastlantıya değil, Allah’ın uygun gördüğü güne ve zamana inanır.

 Ve işte! Zaman gelir, daha önceki yıllarda bir kaç kez karşılaştıkları halde,

 İkisi de birbirinden habersiz birer yalnız iken şimdi birbirini bulan iki kişilik bir can oldular

 Şems'in Konya'ya gitmek üzere çıktığı yolda sürekli bir duası vardır dilinde, şöyle ki;

 ''Allah'ım beni dostlarımla buluştur, görüştür.''!

 Mola verdiği Halep şehrinin buğday harmanlarının üzerinde uykuya daldığı sırada bir ses ona seslenir.''Bu isteğin yerine gelirse, karşılığında ne vereceksin'' diye sorulur,

 Şems-İ Tebrizi tereddüt dahi etmeden o derin cevabı verir:

 ____''BAŞIMI.''!


Ve o büyük buluşma yıllar sonra Konya'da gerçekleşir,

 Küçük bir kıvılcım o gün kor olarak düşer bu iki zatın kalplerine.

 Vakit vuslat vaktiydi, vakit şimdi bu iki Allah Dostunun buluştuğu gündü,

 Tarihler Bir Ekim ayını işaret ederken yıllardan 1244'dü.

 Mevlâna yitik bir şehir, Şems o şehri fethedecek tek kişidir!

 Çünkü hiç bir şey tek başına bütün olamaz.

 Bir bütünün oluşması için diğer yarımın çıkıp gelmesi ya da gönderilmesi gerekir.

 Hz. Mevlâna'ya da Şems-i Tebrizi gönderildi, çünkü eksikti,

 Çünkü tamamlanması gereken o kilit noktası kapalıydı,

 Ve o kapının ardında bekleyen Şems, şimdi Hz. Mevlâna'nın manâ âlemine gireceği kapının

anahtarıydı.


Nihayet kapı aralanmıştı, âşıkların gönülleri buluşmuştu bir Hutbe vakti sonunda.

 Hz. Pîr talebeleri ile şimdiki ebedi istirahatgâhına doğru giderken bir adam çıktı kara gözleri ile karşısına, üzerinde gözlerinin karasından bir ferace, 

Yüzünde adı gibi aydınlık bir ifade ile durdu Allah dostunun önünde... 

İlahi yola giden yolculuğa burada başlamış olmuştu Mevlâna Celâleddîn-î Rumi’nin. 


Ve buraya kadar Şems, Mevlâna ile1,5 yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, Ve onu İlâhi aşkın mertebesine taşımış, 

O’nu ham iken pişirip, ilmin zaferini kazandırmış,   

Talebeyken hocalık makamına eriştiren kişi olmuştur.

 Ve Hz. Şems'in ölümü üzerine, bu hazin olaydan sonra hayatını idame ettirdiği günlerden

birinde yaşadıklarını üç kısa söz ile özetleyerek ifade etmiştir mesnevi notlarında.

  

''Hamdım, Piştim, Yandım''

Bu sözleri) diyecek kadar Hz. Mevlâna'yı bizlere kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak kılmıştır Hz.Şems.

O yüzden şimdi O’nsuz ( Şems'siz) bir Mevlâna tahayyül edilemez.


Başta da belirttiğim gibi(,) Mevlana'yı sarıp sarmalarken Şems Hz.lerini de yabana atmayın, Onlar (Onlar) beden olarak ayrı, ruh olarak birdiler.

Ve ne zaman bir araya geldiler, işte o zaman tam oldular, birbirlerini tamamlayan oldular. 


Sevgili Mevlâna bir beytinde ne güzel açıklamıştır Şems'ine olan bağlılığını.


''Bizi bizden başkası zaten ayıramazdı,  

Bize bunu bizden başkası yapamazdı;

Ah be sevgili!  

Hamdım belki ama piştim, yandım,

Zaten beni senden başkası yakamazdı.''


Şimdi anladınız mı acaba neden bu kadar Şems-i Tebrizi'nin üzerinde döndüm konu olarak?

 Mevlâna,Şems'den evvel sadece kitaplarla bilgisini kazanmış, bunların yanı sıra ulemalarca, Ve de değerli Şeyhlerin tefsir dersleri ile ilim ve tahsilini daha geliştirmiş,

o kitaplar yardımı ile de tamamlamıştır tasavvuf hayatındaki (ilmini) yerini.

 Ancak, Allah’a ulaşmak mertebesine Şems-i Tebirizi sayesinde erişmiştir.


Şems-i Tebririz Hz.leri de ilim ve irfan üzerine derin tahsil yapmıştır,ancak ondaki İlâhi güç aklın sınırlarını zorlayacak cinstendir...

İlk karşılaştıklarında Şems Mevlâna'ya şu sözleri söylemiştir(;) (ki Eflâki Dede kaynaklarında

da geçer bu sohbet).


Şems: ** Bâtın âleminde ilerisin ama ben bâtıninin de bâtınisiyim.

 Sırların sırrıyım, nurların nuruyum ben. Erenler, benim sırlarıma erişemez,

 Aşk yolumda perdedir benim. Diri sevgi tapımda ölüdür.’


İşte Şems onu öyle şaşılacak bir âleme çağırdı ki, 

O âlemi ne bir Türk rüyasında gördü ne de Arap,Fakat Şems’in ona gösterdiği bilgi, yepyeni bilgiydi. Şems Onu da  maşûkluk cihanına davet etti, 

Mevlâna da can yoluyla canlar canına kavuştu...


Ve bu gün vuslat günü, bugün Şeb-î Arûs, düğün günü!''Düğünde bedenler kavuşurken, öldükten sonra da ruhlar kavuşur.'' demişti, tasavvuf ehlinden bir dost,


O vesile ile diyorum ki Hz.Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin bugün vuslat günleridir.


Şimdi çalsın neyler, kapansın diller

Selama dursun gözler

Bugün Şeb-i Arûs günü,

Dua ile dönsün semazenler...


Vakit şimdi Şeb-i Arûs günü,

 Mevlâna'mızın Mevlâ'ya kavuştuğu gün,

 Şems'ine, maşuğuna kavuştuğu gün,

 İki hak aşığın ruhlarının bir araya geldiği gün.

 Mevlâna'yı Mevlâna yapan dinin güneşini nasıl görmez insanlar

Mevlâna ve Şems-i Tebrizi, 

Konya'daki aydınlık ışık demek.

Biri ay, biri güneş Biri sabahları umut dağıtan, 

diğeri sabrın makamına oturan,


Mevlâna Celâleddîn Rumî:...

Yolların sarrafı, Konya’nın Ay’ı, hoşgörü insanı.


Şems-i Tebirizi :......Sabrın makamı, hüznün adamı, Mevlâna'yı yakan güneşin adı. 


Şimdi vuslata çağrı var,

Yüceler yücesinin bıraktığı sözlere riayet etmek var,


 Ne diyor bakınız ölümünden evvel bıraktığı beyitlerinde.

 ___"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

 Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir"

 __“Beden bakımından ondan ayrıyım ama bedensiz ve cansız ikimiz de bir nuruz.''


Son olarak Mevlâm bizi Hz.Mevlâna Celâleddîn-î Rumî'nin ve de Şems-Tebrizi'nin ilminden,

bilgisinden ve de İllâki o iki mübarek zatın birbirlerine olduğu gibi Allah'a olan bağlılıklarından

bizlere de nasip etsin dilerim.


 ** Bâtınîlik ya da Bâtın’îyye :

 Ayet ve hadislerin ilk görünür anlamlarının dışında ve daha derinde gerçek anlamları

bulunduğu, bu anlamları ancak Tanrı(Allah)  ile ilişki kurabilen Allah dostlarının / Velîlerinin

bilebileceği görüşünü savunan fırkaların ortak adıdır.


Bu sebeple Şems İslâm dünyasında,

Kur'an ayetlerinin görünen mânâlarının yanı sıra, gizli

anlamlarının da olduğunu ileri süren ve ayetleri buna göre yorumlayan zattı. 

Bu akımın sahibi yani Batîni olan kişiydi Şems-i Tebrizi.


 Saygılarımla

Ferhan Kırçiçek Aşar

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN