SSCB’yi ahlaki çürüme çökertmişti


Bu makale 2014-12-19 17:28:38 eklenmiştir.
Aktan USLU

Dünyamız tarihinde dönüm noktası vakalardan biri şüphe yok ki komünist rejimle yönetilen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin çökmesi olmuştur. SSCB’nin çökme sebepleri üzerine tarih veya siyaset bilimcilerin çok daha teorik ve açılım getirecek tezleri şüphe yok ki vardır ama şahsımın algıladığı kadarı ile;

Komünist rejimin halka dikta şeklinde dayatılması

Halkın dini duygularına baskı yapılması ve hatta ibadetlerinin önüne geçilmeye çalışılması

Eşit paylaşım ve dağılımın mumla aranması ve buna istinaden halkı yönetenlerin şatafatlı yaşam biçimi

Halkın rüşvet alışkanlığını edinmesi ile birlikte ahlaki çöküntü koca bir devin, daha da ötesinde dünyada bir dengenin çökmesinin önünü açmıştır.

Günümüz Türkiyesi’ne baktığımda ise

Vahşi kapitalist ve neo liberal yönetim biçiminin halka dikta şeklinde dayatılması

Dinin siyasete alet edilmesi, mezhepler arası yaklaşım farklılıkları ile yolsuzluklar, demokrasi ihlalleri dahil olmak üzere her tür halt iddiasının üzerinin dini söylemler ve gösteriler ile örtülmeye çalışılması

Eşit paylaşım ve dağılımın mumla aranması ve buna istinaden halkı yönetenlerin şatafatlı yaşam biçimi

Turgut Özal’ın, “Benim memurum işini bilir” tarihi söylemi ile de onanan şekilde artık rüşvetin, diğer vakaların yanında masum kalması ve halk tarafından makul görülür, kabul edilir hale gelmesi

gibi somut gerçeklikler şahsımı ülkemizin geleceği konusunda kaygılandırmaktadır. Hele ki içinde bulunduğumuz coğrafyada ABD emperyalizminin çıkarları ve istekleri doğrultusunda, o ülkelerin yönetiminde olanlarının işbirliğiyle yaşanan, “Böl, parçala, yönet” anlayışının giderek yayılması da kaygılarımı şiddetlendirmektedir. Mesele ülkenin birliği ve bölünmez bütünlüğü olduğunda en ciddi tehdit olarak PKK ön planda tutulurken sanki birileri bize paso, “Maymuna bak maymuna” diyor.

Hayatımıza sosyal medya girdiğinden beri de kendimizi teşhir durumumuz alabildiğine arttı. Ülkemizde kendisine ama dışarıdan ama içeriden sürekli düşmanlar üreterek ulusal ve uluslararası gerginlikler üzerinden varlığını sürdüren vahşi kapitalist ve neo liberal sistem bir zamanlar kolkola yürüdüğü, yağışlı havalarda birlikte ıslandığı “dava” arkadaşlarını bugün itibariyle darbeci ilan etti. Artısı eksisi, doğrusu yanlışı bir tarafa toplumun önemli bir kısmının sözüne itibar edip güvendiği ve yolunda ilerlediği liderine, “Sahte Peygamber…” dahil olmak üzere halk dili ile, “Kavgada söylenmez” diye tabir edilen ifadeleri, üstelik “Cumhurbaşkanı” sıfatı ile dillendirdi. Sosyal medyaya dönüp baktığımızda ise vahşi kapitalist ve neo liberal sistemin liderinin sözüne itimat edip güvenen ve yolunda ilerleyenlerin yorumlarında, üstelik hukukçu ve avukat kimliği taşıyanlarında dahi, “Oh olsun…” türü ifadeleri okumak toplum olarak geldiğimiz noktanın bir göstergesidir.

Halen süre giden 12 Eylül 1980 askeri darbesinin gereği kitapları yasaklanan, yakılan, kütüphaneleri tarumar edilen bir toplum olduk. Ve o yıllarda henüz çocuk ya da genç olanlar bugünün orta ve ileri yaş kuşağı olarak dünyaya yeni kuşaklar doğurdular ancak kitap okumanın bölücülük olduğu gerekçesiyle kitap okumadılar ve çocuklarına da okutmadılar. Anne baba oldular ama ebeveyn olamadılar. Kişi her ne mezunu olursa olsun veya olmasın eğitimin önce ailede başladığını ve aile bireyleri siyasi anlamda her ne görüşe sahip olursa olsun, aklınıza gelecek alt kimlik unsurlarından hangilerini üzerlerinde taşırsa taşısın önceliğin ahlak olduğunu çocuklarına aşılayamadılar. Futbol sahalarında bunu aşan taraftar toplulukları küfrü ve şiddeti eritip dünyamız ve ülkemiz sorunlarına duyarlı yapılanmalar haline gelmeye başladıklarında ise Beşiktaş/Çarşı vakasında olduğu gibi soluğu hakim karşısında, “Darbeci” türündeki iftira ve çamurun zanlısı olarak buldular. Çünkü vahşi kapitalist ve neo liberal sistemin varlığı gereği bir ülke sınırı içinde halk hiç ama hiçbir şekilde bir araya gelmemeli, birbirine tahammül gösterip bir arada yaşama kültürünü edinmemeli, kendisiyle fikri örtüşmeyen kişinin başına her ne gelirse gelsin seyirci kalmalı ve hatta, “Oh olsun” demeli, futbol sahalarında küfürle, tekme tokatla birbirine girmeli, sosyal hayat olarak onların işaret buyurduğu televizyon kanallarında dizi, yarışma, dedikodu programları izleyip eğlenmeli, değil ülkesinde ve dünyasında ne olup bittiğinden değil apartman komşusundan bile haberdar olmamalı idi ve aynen de öyle oldu.

Mehmet Akif Ersoy’u çözümlemeden ve İstiklal Marşı’nın diğer sekiz kıtasının neredeyse varlığından bile haberdar olmadan sadece iki kıtasını ezbere okumak,

Çanakkale’nin emperyalizme karşı bir isyan olduğunu idrak etmeden sadece, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganı atarak bir nevi mastürbasyon yapmak ise elbette sistemin rahatsız olacağı bir vaka değildi. Çünkü marşı okuyan ve sloganı patlatan kitlenin anlam ve içeriğini idrak etmemesinden esasla otomatiğe bağlanmış telefon ses kaydından pek farkı yoktu: “Yolbank’a hoş geldiniz. AB standartları gereği konuşmalarınız ses kaydına alınmaktadır. Kredi kartı işlemleri için biri…”

Bu ses kaydının sonu ise şöyle bağlanmaktadır: “Aradığınız abone yanıt vermemektedir. Başka bir hatta denemek için ikiyi…”

Sözün özü başlıkta. Sovyetler Birliği’ni ahlaki çürüme çökertmişti diyorum. Bugün çok uzattım. Zaten okuma alışkanlığımız da zayıf. Başka da bi’şi demiyorum…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN