"AK" parti kapansaydı "AR" parti kurulurdu


Bu makale 2014-12-23 10:04:57 eklenmiştir.
Aktan USLU

Sene o, şu veya bu ama yakın tarih. Şimdi Bilirkişi Google’dan tarayıp tarihi net yazmanın da pek lüzumu yok, 2008 idi galiba. Dilimizi doğru düzgün bir şekilde kullanıp tam bağımsızlığı savunanlara göre AKP’nin, her tür haltının üzerini kelime oyunları ile örtmek isteyen ve tam bağımlı emperyal edilgen zihniyetin öncülerine göre AK Parti’nin kapanmak istediği yıllardı. Ortak Akıl Hareketi adındaki bir yapılanma tarafından mesele sokağa, meydanlara taşınmış; AKP ile AKP’ye yakın sivil toplum örgütleri tarafından finanse edilen yapılanma etkili bir halk baskısı oluşturulmuş, netice itibariyle AKP kapatılmazken ülkemiz yeni bir demokrasi ayıbının direğinden dönmüştü.  Burada konumuz AKP’nin kapatılması doğru mu olur idi, yanlış mı olur idi konusu değil. Bir önceki cümlede bu konudaki tavrımı ince ayar ifade etmiş oldum ama o süreçte tartışılan konulardan biri AKP’nin, Amerikanvari tanımla AK Parti’nin kapatılması durumunda müstakbel partinin isminin ne olacağı idi. Şahsen ben hafta sonu Başkent’te öğretmenlerimize yönelik, aslında diktatörlükle yönetildiğimizin net bir göstergesi olan saldırı sonrası çaktım köfteyi. “AK” Parti kurulsaydı yerine “AR” parti kurulurdu. Her tür haltının üzerini kelime oyunları ile örtmeye çalışan ar damarı çatlamış bir yönetim biçimi ve zihniyet, ar damarı çatlaklığını ancak ar damar üzerinden bir kelime oyunu ile örtbas etmeye çalışır ve “AR” Parti adını alırdı. Halkımıza ar damarı yerinde bir insan ve yönetim biçimi imajı ama sadece imajı vermek için, bu tercihte bulunurdu. Açılımının ve sembolünün ne olacağına dair olasılıkları da, yurdum insanına bırakıp pas geçeyim bu ayrıntıyı.

En kıymetli hazinelerimizden biri olan hafızamızı kullandığımda kimi ayrıntılar, yaşanmışlıklar geliyor aklıma. Yakın tarihte Gebze’de yapılan kitlesel bir yürüyüş sonrası yaşanan gözaltı vakalarında dönemin Eğitim-Sen Gebze Şube Başkanı Öğretmen Orhan Kaya ile arkadaşları yaka paça gözaltına alınırken, “Öğretmensen öğretmenliğini bil” diye bağıran dönemin Gebze İlçe Emniyet Müdürü Ali Şahinli geliyor aklıma. O gerginliğin getirdiği psikolojiden olduğunu varsayalım veya bugün bile konuşacak olsa o söylemini savunduğunu veya ola ki özeleştiri verip savunmadığını, sonuçta bilinçaltındaki bir duruşun dışa yansıyan biçimi olsa gerek. Gezi olayları başta olmak üzere polis marifetiyle sistemin halkın halka diktatörlüğünü dayak ve şiddetle, faşizmle aşılamaya çalıştığı yönetim biçimi anlayışı esnasında kimi polislerin durumdan aslında rahatsız olduğu, ancak geçim açmazlarından ötürü malum pratiklerine başvurmak zorunda oldukları dillendirilir. Halbuki bu teşkilatımızın özellikle kuruluş yıldönümlerinde yazdığım yorumlarda ısrarla dile getirmişimdir ki emniyet emekçilerinin her tür sorunun çözümünde olmazsa olmaz seçenek sendikal örgütlenmedir. Bu yapılanmanın yine ivme kazandığı süreçte öncülerine yönelik baskı ve yaptırımlara karşı da yılmamak gerekirdi. Vahşi kapitalist ve neo liberal sistemle yönetilen ülkemizde bu tür her girişimde çeşitli bedeller ödeyen kişiler olmuştur, olacaktır. Bu satırların yazarı da naçizane 20 senelik meslek yaşamında bir takım bedelleri ödemek durumunda kalmış ve kalmaya da devam etmektedir örneğin.  

Konuyu çok fazla dallanıp budaklandırmadan hafta sonuna döndüğümüzde Eğitim-İş üyeleri şahsında atalarımızı, bizleri ve nihayetinde çocuklarımızı yetiştiren, onlara el kaldıran polisleri, onlara o talimatı veren vahşi kapitalist ve neo liberalleri de yetiştiren öğretmenlerimize tek kelimeyle faşizm uygulanmıştır. Artık ülkemizin bir diktatör tarafından yönetildiğini idrak etmek için daha hangi pratiklerinin öne çıkması gerekir, kestiremiyorum. Ar daramı çatlamış bir yönetim biçiminin kulağı sağırlaşmış yüreğinin sıktığı gaz bombaları, salladığı coplar ve yaka paça göz altıları, “Ben vicdan sahibi bir yurttaşım” diyen her bir bireyin şüphe yok ki içine acıtmış, televizyon ekranından izlediği anda dahi o faşist gazın kokusunu iliklerinde hissetmiştir. Haber yasağı getirtilen dört bakanına dair hazırlanan ilk resmi raporda, “Mal varlıkları kazançları ile tezat” şeklindeki bilirkişi görüşü de gösteriyor ki her tür yolsuzluk iddiasının aslı astarının olduğu zaten aşikârdı, belgeleri de bir bir açığa çıkıyor. Ve şekil o ki, genel seçimlere doğru kendilerinin de ölçtüğü bir erime söz konusu ki bu kadar pervasız, bu kadar faşizanlar. Ortak Akıl Hareketi’nin sokaklarda, meydanlarda olduğu süreçlerde dönemin mesajlarından biri, “Halkın kurduğu partilerin halk tarafından kapatılabileceği” yolunda idi. O davadan sıyrıldı. Uzatmalı şekilde de olsa ülkemiz siyasi tarihinin çöplüğüne, “İkinci ANAP vakası” olarak sürüklenmeye doğru giden parti ola ki 2008’de kapatılsaydı ve yenisi türeseydi adı olasılık dahilindedir ki “AR” Parti olacaktı. Şekil o ki kendi yarattığı bataklıkta boğulacak, yeni versiyonu ise yine yüksek olasılıktır ki, “AR” Parti şeklinde şekil şema bulmaya çalışacaktır.

Bu kadar ar damarı çatlamış bir yönetim biçimi ve anlayışa gerçek kimliğini ve yüzünü örtmek için takacağı maskeye bu ad, cuk oturacaktır…

 

“Öğretmenlere kalkan eller kırılsın” değil, “Öğretmenlerimize kalkan o elleri ….. BİİİP BİİİİP” diyorum. Şimdilik, başka da bi’şi demiyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN