Tutuklasak Da Mı Saklasak Tutuklamasak Da Mı Saklasak?


Bu makale 2014-12-28 00:51:08 eklenmiştir.
Seçkin BİLGİLİ

Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan konusu 16 yaşındaki M.E.A.’nın cumhurbaşbakanına hakaret nedeniyle ve bir hakimin(!) vicdani(!) kanaatiyle tutuklanması oldu.

Gazetelerden ve televizyonlardan izlemişsinizdir. Ayrıntıları biliyorsunuzdur. O nedenle olayı anlatmayacağım. Daha teknik bir yazı olacak bu. Hukukçu gözüyle değerlendireceğim konuyu.

Tutuklama ceza yargılama hukukunda özel durumlarda başvurulan bir güvenlik önlemidir. Ne demek çok özel durum, ne demek güvenlik önlemi?

Kısaca CMK olarak bilinen Ceza Yargılama Yasasında tutuklama koşulları ve gerekçeleri ayrıntılı olarak belirtilmiştir. CMK 100. maddesinde yer alan düzenlemeye göre şüpheli ya da sanığın tutuklanabilmesi ağır ve özel koşullarda mümkündür. Nedir bu koşullar? Öncelikle şüpheli ya da sanığın suçu işlediğine ilişkin somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin bulunması gerekir. Bunun yanında tutuklama nedenlerinin var olup olmadığı sulh ceza hakimliği ya da mahkeme tarafından araştırılmalıdır. Yasada yer alan tutuklama nedenlerine baktığımızda şüpheli ya da sanığın kaçma şüphesinin bulunması, kanıtları yok etme ya da tanıklar ve mağdurlar üzerinde baskı yapma olasılığının bulunduğunu görüyoruz.

Bunların yanında aynı maddede bazı suçlarda tutuklama nedenlerinin olduğu varsayılır. Uygulamada bu suçlara “katalog suçlar” denmektedir.

Şimdi M.E.A.’nın tutuklanması kararını değerlendirebiliriz.

M.E.A. 16 yaşında bir lise öğrencisi. Evi, okulu belli… Kaçma şüphesinden söz edilemez. Kanıtların yok edilmesinin mümkün olmadığı bir durum var ortada. Her şey kayıt altına alınmış. M.E.A. hangi tanığı baskı altına alacak? Kısaca yasanın aradığı tutuklama nedenlerinin olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Geriye ne kaldı, M.E.A.’nın katalog suçlardan biriyle suçlanıp suçlanmadığına bakalım. Katalog suçları burada tek tek saymayacağım ama cumhurbaşkanına hakaret etmenin katalog suçlar arasında yer almadığını kesinlikle söyleyebiliriz. Başka bir deyişle bu olayda tutuklama kararı hukuk açısından tam bir faciadır.

Hele bir de tutuklama gerekçesini görünce oturduğum sandalyede zıpladığımı da eklemeliyim. İşte M.E.A.’nın tutuklanmasının gerekçesi:

“Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut olguların elde edilmiş olması nedeniyle, kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin tutuklama sebebinin varlığı. Suça Sürüklenen Çocuğun tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına konulmasının bu kurumun Suça Sürüklenen Çocuğun ihtiyarına bağlı olarak işlemesi. Suça Sürüklenen Çocuğun dilediğinde bu kurumun kurallarına riayet etmeme iktidarının bulunması ve bu kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin olunmaması nedeniyle Suça Sürüklenen Çocuk hakkında adli kontrol altına alınma tedbirinin yeterli görülmemesi nedenleriyle ve Suça Sürüklenen Çocuğun üzerine atılı suçu ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırlan gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden, Suça Sürüklenen Çocuk ve müdafıinin serbest bırakılma taleplerinin reddi ile. Suça Sürüklenen Çocuğun üzerine atılı suçtan dolayı, C.M.K.’nın 100 ve devamı maddeleri gereğince Suça Sürüklenen Çocuğun TUTUKLANMASINA…”

Yani bir hukukçu(!) olan yargıç(!) diyor ki 16 yaşında bir çocuk cumhurbaşbakanına hakaret etmiştir ve bu çocuk adli kontrol hükümlerine uymayacaktır. Devlet 16 yaşında bir çocuğun adli kontrol hükümlerine uymasını sağlayamayacak kadar acizdir. Öyleyse tutuklayalım ki aklı başına gelsin.

Bu anlayışı tanıyoruz. Sallandıracaksın üç-beş tanesini bak bakalım bir daha yapıyorlar mı anlayışı. Tehdit eden hukuk, ceberut devlet ve cellat mahkeme anlayışı.

Neyse ki bir başka yargıç bu faciayı gördü ve yanlıştan dönülmesini sağladı ve M:E:A: hakkında verilen tutuklama kararını kaldırdı. O çocuk şimdi serbest.

Bütün bunlar yaşanırken aklımda hep aynı fıkra vardı.

Bektaşi bir gün sadrazam hakkında konuşurken bunak ihtiyar der. Ahali arasındaki hafiyeler hemen Bektaşi’yi derdest edip kadının karşısına çıkarırlar. Bektaşi savunmasını yapar ve kadı efendi hükmü açıklar: Sadrazama hakaretten 20, devlet sırrını ifşa etmekten (devletin gizli kalması gereken özelliğini açığa vurmaktan) 120 değnek vurulmasına… Bektaşi karara itiraz eder ve hüküm kadılar şurası tarafından değerlendirilir. Kadılar şurası “Malumu ilan sırrı ifşa değildir” (bilineni açıklamak gizi açığa vurmak demek değildir) diyerek Bektaşi’nin beraatine karar verir.

Alakası da yok aslında ama nereden aklıma geldi ben de bilemedim.

Saygıyla…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN