Seçimi iptal ettirebilecek öneri...

AKP'nin, kaos planıyla başlattığı terör olayları, saldırılar, yakıp yıkıp ateşe vermeler ve katliamlarla kanlı bir zafer kazandığı seçimlerin iptal edilmesine neden olabilecek çarpıcı bir öneri gündeme geldi.
Bu haber 2015-11-11 11:13:34 eklenmiştir.

Yıllarca AKP'yi destekleyen eski CHP'lilerden biri olan siyaset uzmanı, araştırmacı Tarhan Erdem, seçimlerin adil ve eşit koşullarda yapılmadığını, muhalefetin Yüksek Seçim Kurulu'na itirazda bulunarak iptalini istemesini önerdi. Erdem, itiraz için "olağanüstü itiraz" yolunun kullanılabileceğini söyledi.

Erdem, çarpıcı öneriyi Radikal gazetesindeki köşesinde gündeme getirdi. Seçimlerde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açıkça HDP'ye oy verilmemesini, AKP'ye oy verilmesini istediğine, bunun için kampanya yürüttüğüne dikkat çeken Tarhan, seçim öncesinde muhalif basını susturmak için uygulanan ağır baskılara göndermede bulunarak, AKP'nin dehşet bir propaganda yürütürken muhalefet partilerinin seslerini duyuramadığını ifade etti. AKP'nin seçimlerde çok büyük kaynaklar göndermesine de gönderme yapan Tarhan'ın, seçim sonuçlarıyla yediği şokla sersemleyen muhalefeti uyardığı çarpıcı yazısı şöyle:

Seçimler eşitlik, adalet ve serbestlik içinde yapılmamıştır; hukuk gözardı edilmiştir.

Seçimler yapıldı, Ak Parti’nin yüzde 50’ye yakın oyla 317 milletvekili kazandığı açıklandı. YSK kesin sonucu bu hafta yayımlayacak.  

Türkiye geneli ve il sonuçları yorumlanıyor. Nerede hangi partinin oy kazandığı, nerede niçin kaybettiği irdeleniyor; ancak oy vermeyi etkileyen genel durum ve davranışlara çok az değiniliyor.

Bu yılın ilk yarısı, genel seçim çalışmaları ile geçti. İkinci yarının beş ayı da  “tekrar seçim” ile geçti.

1950 yılından beri, seçimin temel ilkesi, "serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılması"dır. Seçmen oyunu kendisi kullanır, oy gizli verilir, oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

2015 seçimlerinde bu ilkelere saygı gösterildi mi?

İki seçimde de, ilk kez genel oyla seçilen Cumhurbaşkanı; kimin, hangi yetki ve kaynakla düzenlediği bilinmeyen gösterişli mitinglerde; dış ülkeden gelen misafirlerle birlikte girdikleri basın toplantılarında; “Cumhurbaşkanlığı külliyesinde”organize buluşmalarda, değişik kurumların düzenlediği toplantılarda; uygun düşüp düşmediğine bakmadan, AK Parti’ye oy verilmesini, özellikle HDP’ye oy verilmemesini istedi! Bütün konuşmalarında, bağımsız ve tarafsız Cumhurbaşkanının bir partinin yanında diğer partilerin karşısında yer aldığı açıkça anlaşıldı.

Diğer taraftan, Ak Parti’nin kullandığı kaynakların diğer partilerin kullandıklarıyla karşılaştırılamayacağı açıktır. Ak Parti’nin lehine sonuç almak için, hangi kanallarla hangi ilişkiler içine girildiği belirsizdir.

İktidar partisinin propaganda toplantılarında, bir yanıyla yasalara aykırı unsurlar bulunmaktaydı. Özellikle son beş ay içinde, Cumhurbaşkanı ve başbakan, “terör olayı” olarak adlandırdıkları olayları gösterip, açık açık, “malum partiye” oy verilmemesi gerektiğini söylemişlerdir.

İki kampanya boyunca; gazete, internet ve televizyon kanallarının yayını adeta bir partiye aşırı oranda öncelik ve yer verilmesi sağlandı! Yazarlar korkutuldu! Yayınların adalet, eşitlik ve serbestlik içinde yapılmasını düzenleyen YSK kararları uygulanmadı.

Bu yazdıklarım, seçim propagandalarının eşitlik içinde yapılmadığını göstermeye yeter.

Bu özeti yaptıktan sonra, seçim propagandası ve seçim işlemlerinin, ne kadar yasal olabileceğine bakabiliriz: 

2015 yılında yapılan iki seçimin de, "eşit" ve "serbestçe"yapıldığı iddia edilemez.
Böyle bir durumu yasalarımız öngörmüş ve iktidarın bu tip davranışlarını önlemek için ayrı bir itiraz yöntemi tanımlamıştır.“Olağanüstü itiraz” denilen bu itiraz yöntemi, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 130’uncu maddesinde şöyle tanımlanmıştır:

"Siyasi partilerin il başkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın düzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde, alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez."


Bu madde, "Seçimin sonucunu etkileyen olaylar ve haller" varsa, olayın üstünden çok vakit geçmiş, bunlardan birine karşı itiraz üzerine karar verilmiş ve belli koşullarda yetkili kurullara başvurulmuş olmasına bakılmaksızın, YSK'ya itiraz edilmesini düzenlemektedir.

Siyasi partilerimizin olağanüstü itiraz yolunu kullanacakları hakkında henüz bir haber görmedim. Yapılır  veya yapılmaz bilmem, ama 2015 seçimlerinde, "eşitlik ve serbestlik"ilkesinin ihlal edildiği açıktır.

Propagandası bu kadar adaletsiz olan bir seçimin sonucuna"halkın tercihi" veya "milli irade" denilebilir mi?

Yüksek Seçim Kurulu 1963'te, olağanüstü itiraz üzerine verilen karara karşı itiraz üzerine verdiği kararda, bu sorunun cevabını vermiştir:

“İtirazcı son olarak, Milli iradeye aykırı bir durumun ve itirazın şüphe ile karşılanması gerekeceğini ileri sürmüştür. Milli iradenin ne şekilde meydana çıkacağını, Anayasa ve seçim yasaları açıkça göstermiş bulunmaktadır. Bir aday Anayasada ve seçim yasalarında açıkça konmuş bulunan hükümlere göre seçilmemiş ise, Milli irade onun yararına değil, ona karşı tecelli etmiş demektir. Bu sebeple bu itirazın da reddi gerekir.” (YSK'nın 5.12.1963 tarihli ve 669 No'lu kararından)

2015 seçimlerinde, halkın ortaya koyduğu milli irade midir? Bütün partiler  eşit kaynak ve imkana mı sahipti? Eğer bu kadar farklı kaynak kullananla kullanmayan eşit sayılacaksa, propagandanın hiçbir değeri ve etkinliği yok demektir; propaganda yapılmasıyla yapılmaması arasında oy bakımından fark yoktur! İnsaf, gerçekten böyle midir? 

Durumun vahametini halka gösterecek olan muhalefet partilerinden bir ses çıkmadı.

2015 seçimlerinde, "seçimin neticesine müessir olaylar ve haller" sayılamayacak kadar çoktur. Seçimlerin başlangıcından sonuna kadar bütün olayların belgelenmesi, belgelerinin nerede bulunduğu tespit edilip, YSK'na zamanında itiraz edilebilmelidir.

Bu itirazda, kimse kişisel olarak suçlanmamalıdır; amaç kişilerin suçlanması değil, seçimde eşitlik bulunmadığının ortaya konulmasıdır.

Yasal olup olmadığına bakmadan, şu parti oylarını şu nedenle arttırdı, şu partiler de oy kaybetti diyerek, siyasal sonuçlar çıkarmak haksızlıktır; öncelikle halka haksızlıktır. Bana göre 2015 seçimleri eşitlik ve serbestlik içinde yapılmamıştır; hukuk gözardı edilmiş, uygulanmamıştır. Seçmen, eşitlik bulunmayan adaletsiz seçimde, alınabilecek en iyi sonucu almıştır.

ETİKETLER : YSK Türkiye Seçim eşitlik adalet 1 kasım 2015 seçimleri AKP Radikal gazetesi Tarhan Erdem seçimler CHP mhp hdp
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer SİYASET haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İktidar partisinden memnun musunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü

Hızlı Muhabir
© Copyright 2013 Hızlı Muhabir. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
MAGAZİN
MAGAZİN